KÖŞE YAZILARI
VNL 2025’E FIRTINA GİBİ BAŞLANGIÇ
Dünya voleybolunun en prestijli organizasyonlarından biri olan Voleybol Milletler Ligi’nde (VNL 2025), Türkiye Kadın Voleybol Takımı ilk maçına bir mesaj yazar gibi çıktı: “Buradayız, zirveyi istiyoruz.” Fransa karşısında sahaya çıkan Filenin Sultanları, setlerde 3-1’lik net skorla galip gelerek turnuvaya güçlü ve kararlı bir başlangıç yaptı. Salonun duvarlarını titreten servisler, file üstünde inşa edilen duvarlar ve organize hücumlarla Türkiye, sadece bir maçı değil, seyircinin yüreğini de kazandı.
DENİZ UYANIK’TAN DUVAR GİBİ PERFORMANS
Bu maçın başrolünde ise yalnızca sayılarla değil, varlığıyla da sahayı domine eden bir isim vardı: Deniz Uyanık. Henüz 23 yaşında, ama sanki yıllardır bu formayı terletiyormuş gibi… 16 sayılık katkısıyla takımın en skorer ismi olurken, yaptığı 7 blok ve 7 sektirme ile Fransa’nın umutlarını file dibinde boğan isimdi. Hücumda %53’lük isabet oranıyla oynayan Deniz, ilk 10 sayıya ulaşan oyuncu olarak da parladı. Takımın omurgasını taşıyan bu genç yetenek, sadece bugünün değil, yarının da yıldızı olacağını ilan etti.
ALEXIA VE YAPRAK’TAN ÇİFT YÖNLÜ GÜÇ
Bir maçta sadece sayılarla değil, servisle, blokla, savunma katkısıyla da fark yaratılır. Alexia Carutasu, 15 sayıyla bu denklemi kuranlardan biri oldu. %40 hücum verimliliği, 3 ace ve 1 blok ile Fransa’nın dengesini bozdu. Yaprak Erkek ise adeta bir kusursuzluk anıtıydı: %61 hücum yüzdesi, sıfır hata ve toplam 14 sayıyla takımın en istikrarlı ismi oldu. +12 WL puanıyla takımına güven verdi.
ASLI KALAÇ SAHNEDE
Oyuna 3. sette dahil olan Aslı Kalaç ise takımın temposunu artıran kritik bir rol üstlendi. 13 sayıya ulaşan tecrübeli oyuncu, %61 hücum oranı, 3 blok ve 2 ace ile adeta “ben buradayım” dedi. Özellikle set sonlarında gösterdiği reaksiyon, takımı yeniden motive eden unsurlardan biriydi.
TÜRKİYE’NİN SAVUNMA DUVARI: 13 BLOK
Fransa’nın her hücumunda karşılarında aşılması güç bir duvar vardı: Türkiye’nin blok savunması. 13 blok ile maçı domine eden Sultanlar, bu alanda da rakibine fark attı. Özellikle Fransa’nın etkili ismi Iman Ndiaye, tam 4 kez bloklandı. Bu durum, rakibin oyun disiplinini bozarken Türkiye’nin direncini de perçinledi.
SKORDA DENGELİ DAĞILIM, TAKIM RUHU SAHADA
Kazanan bir takımın en büyük özelliği, yükün tek bir oyuncunun omzunda kalmamasıdır. Türkiye, bu anlamda kusursuz bir dağılım gösterdi. Dört oyuncu çift haneli sayılara ulaştı:
- Deniz Uyanık: 16
- Alexia Carutasu: 15
- Yaprak Erkek: 14
- Aslı Kalaç: 13
NDIAYE’NİN DİRENCİ YETMEDİ
Fransa cephesinde Iman Ndiaye 19 sayıyla direndi. Ancak karşısındaki blok duvarı, onun hücum gücünü törpüledi. %52 hücum oranına rağmen 4 blok ve 4 servis hatası, onun etkinliğini sınırladı. Ndiaye’nin çabası takdir toplasa da, takımının genel uyumsuzluğu ve Türkiye’nin blok-savunma başarısı farkı yarattı.
SONUÇ: SADECE BİR GALİBİYET DEĞİL, BİR GÖVDE GÖSTERİSİ
Filenin Sultanları, VNL 2025’in ilk maçında yalnızca Fransa’yı mağlup etmedi. Rakiplere gözdağı verdi, izleyenlere umut verdi. Savunmasıyla yıldıran, hücumuyla coşturan bu takım, şampiyonluk yolculuğuna sağlam bir adım attı. Eğer bu enerji, bu disiplin ve bu genç yıldızların parıltısı turnuva boyunca sürerse, Türkiye yalnızca finali değil, zirveyi hedefliyor demektir. Ve biz bu yolculuğun daha başındayız…
Saygı ve Sevgilerimle
Erdal Bozkurt
KÖŞE YAZILARI
Kupaya giden yol İstanbul’dan geçiyor: CEV Şampiyonlar Ligi
2026 CEV Şampiyonlar Ligi çeyrek final eşleşmeleri açıklandı. VakıfBank, Fenerbahçe, Eczacıbaşı ve Zeren Spor’un İstanbul Ülker Arena yolundaki rakipleri belli oldu.
Avrupa kadın voleybolunun kalbi İstanbul’da atacak. 2026 CEV Zeren Group Şampiyonlar Ligi’nde grup etapları tamamlanırken temsilcilerimiz VakıfBank, Fenerbahçe, Eczacıbaşı ve Zeren Spor’un rakipleri belli oldu.
Avrupa voleybolunun zirvesinde grup aşaması çarşamba günü oynanan mücadelelerle noktalandı. Son maçların aynı saatte başlamaması ve IMOCO’nun en son sahaya çıkarak avantaj elde etmesi spor kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Gelecek sezon için statü değişikliği beklentisi artarken, temsilcilerimiz sahadaki performanslarıyla İstanbul biletine göz kırptı.
Eczacıbaşı ve VakıfBank’tan Kritik Galibiyetler
Grup liderliği için sahaya çıkan Eczacıbaşı, MILANO’yu devirerek adını doğrudan çeyrek finale yazdırdı. Bu kritik galibiyet turuncu-beyazlıların turnuvanın favorisi IMOCO ile erken eşleşmesini engelledi. VakıfBank ise SCANDICCI karşısında aldığı galibiyetle turnuvadaki ağırlığını hissettirdi. FENERBAHÇE ve ZEREN cephesinde ise beklendiği gibi hata yapılmadı.
CEV Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final ve Play-off Eşleşmeleri
VAKIFBANK – MILANO / OLYMPIACOS
CONEGLIANO – ZEREN / SCHWERIN
ECZACIBAŞI – RZESZOW
FENERBAHÇE – SCANDICCI / NOVARA
Ülker Arena’da Türk Derbisi İhtimali
Haberimize konu olan eşleşme ağacına göre Eczacıbaşı ve Fenerbahçe, çeyrek finaldeki rakiplerini geçmeleri durumunda İstanbul’daki Dörtlü Final’de birbirlerine rakip olacak. Büyük finalin Fenerbahçe’nin basketbol kalesi Ülker Arena’da oynanacak olması, voleybolseverler arasında şimdiden heyecan yarattı. Atmosferin Ülker Arena’da zirve yapması bekleniyor.
Zeren Spor İçin Zorlu Viraj IMOCO
Şampiyonlar Ligi’ndeki ilk yılında play-off turunda Alman ekibi SCHWERIN ile eşleşen ZEREN, bu turu geçmesi durumunda çeyrek finalde dünya devi IMOCO ile karşılaşacak. Grubun açılış maçında İtalyan ekibini deplasmanda oldukça zorlayan temsilcimiz, İstanbul yolunda en zorlu sınavlarından birini verecek. VakıfBank’ın ise çeyrek finalde MILANO ile eşleşme ihtimali turnuvanın en yüksek profilli eşleşmesi olarak öne çıkıyor.
Futbol Haberleri
Galatasaray Johan Cruyff Arena’yı Türk sahası yaptı
Galatasaray’ın Ajax deplasmanında oynadığı futbolu izlerken aklımdan tek cümle geçip durdu:
“Bu sadece bir galibiyet değil, Avrupa’da güç gösterisi.”
Sezona Frankfurt’ta kabus gibi bir başlangıçla giren, on dakikada üç gol yiyip yere çakılan Galatasaray’dan eser yok artık. Aynı takım, aynı teknik direktör, ama bambaşka bir zihniyet… Liverpool’u yenen, Bodo/Glimt’i deviren, şimdi de Johan Cruyff Arena’da Ajax’ı 3-0’la eve yollayan bir makine var karşımızda. Skor tabelasında 3-0 yazıyordu ama hikâyenin adı şuydu: “Avrupa Fatihi geri dönüyor.”

FRANKFURT’TAN AJAX’A UZANAN DÖNÜŞÜM
Frankfurt hezimeti aslında bir futbol takımı için “uyandırma servisi” gibiydi. O gün herkes aynı soruyu soruyordu:
“Bu kadar yatırım, bu kadar yıldız… Avrupa’da yine mi hayal kırıklığı?”
Cevap, haftalar içinde geldi. Okan Buruk, o maçtan sonra bir şeyi kalın kalemle deftere yazdı:
“Gol atmakta sorunumuz yok, önce gol yememeyi öğreneceğiz.”
Liverpool ve Bodo maçlarında bunun ilk işaretlerini görmüştük. Ajax deplasmanında ise bu fikir, adeta sahaya kazındı. İlk 25 dakika öyle bir dominasyon izledik ki, sanki maç Johan Cruyff Arena’da değil, Rams Park’ta oynanıyordu. Top Galatasaray’da, ritim Galatasaray’da, özgüven Galatasaray’da…
Ajax, 27. dakikaya kadar doğru dürüst yerleşip atağa çıkamadı. Tribünler ancak o zaman maça girebildi. Bir Hollanda ekolüne, pas futbolunun mabedine gidiyorsunuz ve rakibi kendi sahasında bu kadar çaresiz bırakıyorsunuz. Bu, skorun ötesinde bir teknik–taktik üstünlük hikâyesi.

OKAN BURUK’UN AVRUPA SINIFI
Bu galibiyetin altına sadece “Osimhen hat-trick yaptı” diye imza atmak büyük haksızlık olur. Okan Buruk, bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde sadece maç kazanmıyor, aynı zamanda “doğru oyunu” oynuyor.
İlk yarıda topa sahip olup, oyunu boğazlayan bir Galatasaray izledik. Rakibine presle nefes aldırmayan, geçiş imkânı tanımayan, her topu ikinci bölgede kazanan bir takım…
Ama Okan Buruk’un fark yarattığı an, ikinci yarının başlangıcıydı.
Barış Alper hamlesi, Ajax’ı tam kalbinden vurdu.
Savunma arkasına koşu tehdidi, yorgun Ajax savunmasını parçaladı. Galatasaray artık sadece “topa sahip olan takım” değil, aynı zamanda “boşlukları öldürücü şekilde değerlendiren takım” hâline geldi.
Bu, Avrupa’da seviye atlamaktır.
Artık “saldırıyoruz, gol atıyoruz ama kolay gol yiyoruz” takımı yok. Yerini “sabredelim, önce sağlam duralım; nasıl olsa bir yerde kalitemiz konuşur” diyen, olgun bir Galatasaray aldı.
OSIMHEN: HAKSIZ REKABETİN ADI
Ve gelelim gecenin başrol oyuncusuna…
Victor Osimhen.
Bazen oyuncu değil, konsept transfer yaparsınız. Osimhen tam olarak böyle bir isim.
Bu seviyede bir santrforu kadroda tutmak zaten başlı başına başarıydı. Şimdi bu oyuncu, Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray formasıyla gol krallığı kovalıyor. Bu, yalnızca Galatasaray’ın değil, Türk futbol tarihinin resmidir.
İlk golde Sane’nin kemiğine kadar ölçülmüş ortasına, kaleciden çekinmeyen, stoperden korkmayan bir forvet koşusu yaptı. İkinci golde penaltı noktası sakinliğini; üçüncüde tekrarı zor bir özgüveni izledik.
Penaltıların her biri adrese teslim; kalecinin sağı, solu fark etmiyor. Topa giderken yürüyüşünden bile “Gol olacak” hissini veriyor.
Osimhen artık rakip için sadece bir santrfor değil, psikolojik baskı unsuru. Savunma onun olduğu bölgede hata yapmamak için geriliyor, gerildikçe daha çok hata yapıyor. Ajax savunmasının yaşadığı tam olarak buydu.
SAVUNMANIN GİZLİ KAHRAMANLARI
Skor tabelası Osimhen’i yazdı ama bu gecenin görünmeyen kahramanları da vardı.
Davinson–Abdülkerim ikilisi, ceza sahasını betonlaştırdı. Weghorst’un varlığını çoğu zaman unuttuk. Hava toplarında, ikili mücadelede, savunma çizgisini bozmamada neredeyse kusursuzdular.
Lemina, tam bir “gizli on numara” rolünde oynadı. Topu ikinci bölgeden üçüncü bölgeye taşıyan, presin yönünü belirleyen, dönen her topu süpüren isimdi. İlk golün hazırlığında yaptığı akıllı pas, pozisyon bilgisiyle birleşince değerini daha net anlıyorsunuz.
Torreira, her zamanki gibi sahada görünmeyen sigorta. Her boşluğu kapatan, her ikili mücadelede oraya bir şekilde yetişen, top rakibe geçtiğinde ilk ekrana gelen isim.
Singo’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sağ bek değil, sanki kanat beki, stoper, box-to-box orta saha karışımı bir hibrit oyuncu izliyoruz. Göğsüyle çalım atıyor, fizik üstünlüğüyle rakibini adeta sahadan siliyor, hücumda da savunmada da devamlı oyunun içinde. Bu seviyede böyle bir atletizm, Galatasaray’ın eline büyük koz veriyor.

BARIŞ ALPER’İN CEVABI SAHADA
Barış Alper Yılmaz adına da özel bir geceydi.
Eleştirildi, zaman zaman ıslıklandı, tartışıldı… Ama Şampiyonlar Ligi’nde Ajax deplasmanında oyuna girip iki penaltı kazandırıyorsanız, en büyük cevabı çoktan vermişsiniz demektir.
Barış’ın fizik gücü, direkt oyuna yatkınlığı, savunma arkasına koşularıyla yarattığı tehdit, Ajax’ı çökerten ana unsurlardan biri oldu. Bu seviyede böyle bir joker oyuncuya sahip olmak, her teknik direktörün rüyasıdır. Okan Buruk bu rüyayı elinde tutuyor.
OKAN BURUK VE AVRUPA FATİHİ KİMLİĞİ
Galatasaray, uzun zamandır “Avrupa Fatihi” kimliğini sadece hafızayla taşıyordu. Eski kasetler, nostaljik maçlar, Kupa 2 zaferi… Ama yeni neslin gözlerinin önünde yazılan bir hikâye yoktu.
Şimdi var.
Frankfurt’tan sonra “yine mi olmaz?” diyenler, Liverpool galibiyetinde şaşırdı.
Bodo zaferinde “tesadüf değil galiba” diye düşünmeye başladı.
Ajax deplasmanında ise tablo netleşti:
Bu takım, bu oyunla, bu ciddiyetle yeniden Avrupa masasında ana yemek olarak konuşuluyor, meze olarak değil.
Dört maç, 9 puan.
Eksi 4 averajdan artı 2’ye çıkmış durumdalar.
Ligde liderlik, Avrupa’da ilk 8 hayalleri… Ve bunların merkezinde sakin, çalışkan, egosuz ama özgüveni çok yüksek bir teknik adam: Okan Buruk.

HEDEF ARTIK YALNIZCA İLK 24 DEĞİL
Sezon başında “İlk 24’e girmek zorunda” denilen Galatasaray, bugün ilk 16’yı, hatta ilk 8’i zorluyor.
Bunu da ucuz, şans golleriyle değil, oyuna hükmederek, rakibi boğarak, taktik planı sahaya kusursuz yansıtarak yapıyor.
Bugün Avrupa’daki tabloya bakan her futbolsever şunu görüyor:
Bayern, City, Real, Liverpool… Ve yanlarında Galatasaray.
Bu satırlarda bir Türk takımının adını okumak, yıllardır kurulan hayalin gerçeğe en çok yaklaştığı anlardan biri.
Elbette Şampiyonlar Ligi acımasızdır, her an her şey olabilir.
Ama şu kadarını net söyleyelim:
Bu konsantrasyon, bu savunma ciddiyeti, bu hücum kalitesi devam ederse Galatasaray için “neden olmasın?” cümlesi artık hayalperestlik değil, rasyonel bir ihtimal.
Bu geceyi sadece Galatasaraylılar değil, Türk futbolunun marka değerini önemseyen herkes ayakta alkışlamalı.
Johan Cruyff Arena’dan 3-0’la değil, özgüvenle, saygıyla, yeni bir kimlikle dönüyor Galatasaray.
Ve o kimliğin adı çoktan kondu bile:
Avrupa’da yeniden korkulan Galatasaray.
Saygı ve Sevgilerimle
Erdal Bozkurt
Futbol Haberleri
Türk Futbolunda Temizlik Zamanı: Bahis Gölgesindeki Hakikat
Türk futbolu bugün tarihi bir eşiğe geldi. Yıllardır konuşulan, söylentilerle sınırlı kalan bazı iddialar artık resmiyet kazandı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun son açıklamaları, sadece bir yönetim kararının değil, bir dönüm noktasının habercisiydi.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Uzun zamandır futbol kamuoyunda dillendirilen “hakem-bahis ilişkisi” iddiaları, Türk sporunun vicdanında derin yaralar açtı. Bugün gelinen noktada yüzlerce hakemin adı iddialara karışmış durumda. Elbette bu sürecin sonunda kimlerin gerçekten sorumlu olduğu, hangi maçların etkilenip etkilenmediği yargı süreciyle belirlenecek. Ancak ortada çok daha büyük bir mesele var: Futbola olan güven.
Hakem Sistemi ve Bahis İddiaları
Modern futbol ekonomisinin büyümesiyle birlikte, bahis endüstrisi de küresel ölçekte dev bir sektör haline geldi. Ancak bu büyüme, beraberinde kontrolsüzlükleri ve gri alanları da getirdi.
Bir hakem maçta sadece düdük çalmaz; oyunun ritmini, tansiyonunu, hatta psikolojisini belirler. Penaltı, kırmızı kart, VAR müdahalesi gibi kararlar, milyonlarca liralık bahisleri etkileyebilecek potansiyele sahiptir.
İşte tam da bu nedenle, hakemlik sistemi şeffaflık ve hesap verilebilirlik açısından yeniden yapılandırılmak zorundadır.
Galatasaray’ın Tarihsel Tutumu
Bugün yaşanan tartışmalar aslında geçmişte yapılan uyarıların ne kadar haklı olduğunu da gösteriyor.
Rahmetli Mustafa Cengiz döneminde Galatasaray yönetimi, hakemlik sistemine dair reform çağrısında bulunmuş; “Türk futbolunu temiz eller yönetmeli” diyen Erden Timur’un çıkışı ise aynı anlayışın devamı olmuştu.
O gün bu çağrılar destek bulmamıştı. Bugünse herkes aynı noktada birleşti: Temizlik şart.
Bu durum Galatasaray’ı ya da başka bir kulübü suçtan azade kılmaz; ama öncü rolünü teslim etmek gerekir. Futbolu kirleten kişisel çıkar ilişkilerine karşı durmak, her camianın sorumluluğudur.
Yabancı Hakem Tartışması Yeniden Gündemde
Yaşanan gelişmelerle birlikte futbolseverlerin gündeminde yeniden aynı soru var: “Yabancı hakem gerekli mi?”
Kimi için bu, ulusal hakemliğe bir haksızlık. Kimi için ise sistemin kendini yenilemesi için tek çare.
Gerçek şu ki; futbol güven olmadan oynanmaz. Eğer her kararın ardından “Acaba bahis mi?” sorusu geliyorsa, oyunun bütünlüğü zedelenmiştir.
Kısa vadede yabancı hakem uygulaması, en azından güven inşası için bir geçiş dönemi çözümü olabilir.
Taraftarın Sesi: Artık Hesap Verilebilirlik İstiyoruz
Bugün milyonlarca taraftarın beklentisi basit: Adalet.
Hangi takımın şampiyon olduğu değil, şampiyonluğun nasıl kazanıldığı önemli.
Bir hakem düdüğünün, bir VAR çağrısının, bir penaltı kararının gölgesinde kimsenin emeği kalmamalı.
Taraftar artık “hata” kelimesini değil, “şeffaflık” kelimesini duymak istiyor.
Son Söz
Türk futbolu bugün bir virajda. Ya geçmişin alışkanlıklarını sürdürüp güven krizini derinleştirecek ya da köklü bir reformla temiz bir sayfa açacak.
Bu yalnızca hakemlerin değil, kulüplerin, yöneticilerin, federasyonun ve medyanın da sınavıdır.
Gerçek temizlik, sadece isim açıklamakla değil, sistemi yeniden kurmakla mümkündür.
Artık slogan basit: Bahissiz, adil ve güvenilir bir futbol.
Saygı ve Sevgilerimle
Erdal Bozkurt
-
Futbol Haberleri4 gün önceSacha Boey İstanbul’da! GS transfer haberleri
-
Futbol Haberleri5 gün önceN’Golo Kante uçak takip kodu! Kante İstanbul’a ne zaman gelecek?
-
AVRUPA6 gün önceVakıfBank Scandicci maçı canlı yayın bilgileri açıklandı
-
SULTANLAR LİGİ4 gün önceFenerbahçe Medicana Dünyaca Ünlü Libero Brenda Castillo İle Anlaştı
-
Futbol Haberleri23 saat önceÇaykur Rizespor 0-3 Galatasaray maç sonucu
-
AVRUPA5 gün önceFenerbahçe Medicana Şampiyonlar Ligi’nde namağlup çeyrek finalde
-
AVRUPA4 gün önceCEV Şampiyonlar Ligi çeyrek final eşleşmeleri ve rakipler belli oldu
-
Futbol Haberleri4 gün önceGalatasaray Sacha Boey Transferi Son Dakika anlaşma tamam
